Uluslararası Camiada Çevre ve İklim Değişikliği Politikaları
31 Ocak 2017
Leylanur TAÇYILDIZ (1 article)
0 Yorum
Paylaşın!

Uluslararası Camiada Çevre ve İklim Değişikliği Politikaları

Giriş

    Ulusal sınır tartışmalarının oldukça popüler olduğu günümüzde, uluslararası sorunlara verilebilecek en iyi örneklerden biri çevresel sorunlardır. Çevresel sorunların ulus-ötesi anlam kazanmasının ana nedeni; sebep sonuç bağlamında düşünüldüğünde ulusal sınırları aşmasıdır. Çevre temelli sorunlar, ancak uluslararası işbirliği ile çözülebilecek niteliktedir. Fakat devletlerin ortak temelde buluşması oldukça zor gerçekleşmektedir. Bunun nedeni çevresel meselelerde ideolojik ve ekonomik öncelikler olmasıdır. Bunlara rağmen çevre sorunlarının nedenleri ve çözümleri ile ilgili tartışmalar devam etmektedir. Özellikle 1990’lı yıllarla birlikte çevresel tartışmalar, küresel ısınmanın neden olduğu iklim değişikliği konusu üzerinde yoğunlaşmıştır. En belirgin çevresel sorun olarak görülen iklim değişikliği meselesi karşısında uluslararası camia, konuyla ilgili uluslararası örgütler kurmaya kadar kimi adımlar atmaya başlamıştır. Makalemizde çevre politikalarının tarihsel bağlamına ve iklim değişikliği meselesi özelinde uluslararası toplumun çevre politikalarına değineceğiz.

Çevre Siyasetine Tarihsel Bakış

    Çevre siyasetinin temellerini 19. Yüzyıl’a yani endüstriyelleşmeye kadar götürmek mümkündür. Bu ilk dönemde daha çok endüstriyel topluma bir tepki olarak kullanılan çevre konusu, 20. Yüzyıl’a gelindiğinde artık önemli bir ulusal ve uluslararası sorun haline gelmiştir. Siyaset ve uluslararası ilişkilerde eleştirel teorilerin doğuşu ile birlikte; özellikle insan ve doğa arasındaki iletişime odaklanan kimi teorisyenler, çevreci siyasetin teorik temellerini ortaya çıkarmaya başlamışlardır. Bununla birlikte Greenpeace gibi çevreci NGO’lar oluşmaya başlamıştır. 1980’lerden sonra yeşil partiler çevre sorunlarını siyaset gündeminde tutmaya uğraşmışlar ve politikalarını üç genel sorun üzerinde temellendirmişlerdir. Bunlar; kaynak problemleri, atık problemleri ve ahlaki problemler olarak ayrılmıştır.

Uluslararası toplum BM Çevre Programı gibi organlar vasıtasıyla çevresel sorunlara dikkat etmeye başladıysa da asıl birliktelik ozon tabakasındaki deliğin 1985’te Viyana Sözleşmesi’nde kabulüyle birlikte, CFC gazlarının kullanımının azaltılmasına yönelik somut adımlar atılması ile olmuştur. Son dönemde çevre sorunlarının hararetli şekilde tartışıldığı iklim değişikliği meselesi 1988’de İklim Değişikliği Paneli’nin kurulmasıyla BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi yürürlüğe girmiş ve 1997’de buna bağlı Kyoto Protokolü’yle gelişmiş devletlerin sera gazı salınımını azaltması konusunda hukuki açıdan bağlayıcı bir taahhüt belirlenmiştir.

İklim Değişikliği

    İklim değişikliği kavramı, uluslararası camianın lügatine yeni yeni katılmaya başlamıştır. Daha önceleri daha çok “küresel ısınma” olarak adlandırılan bu durum, bilimsel olarak yalnızca ısınmayla ilgili olmadığı kanıtlanınca farklılaştırılmıştır. 1988 yılında Uluslararası Meteoroloji Örgütü ve Birleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından kurulan Uluslararası İklim Değişikliği Paneli (IPCC), yayınladığı Değerlendirme Raporları ile iklim değişikliği meselesinin bilimsel iç yüzünü uluslararası camiayla paylaşmaktadır. Buna ek olarak yapılan konferansların sonuncusu Aralık 2015’te Paris’te, 200’e yakın ülkenin katılımıyla gerçekleşmiştir.

Türkiye’nin de içinde bulunduğu ülkeler; yapılan anlaşmayla, karbon salınımının azaltılmasını kararlaştırmıştır. Ayrıca oldukça ilginç bir gelişme olarak, 20 ülkeden Müslüman din adamları ve akademisyenler, Ağustos 2015’te İstanbul’da bir araya gelmiş; iklim değişikliğine karşı “İslami İklim Bildirisi” adıyla bir bildiri yayınlamışlardır. Bu ayrıntı bizlere iklim değişikliği meselesinin sivil toplumda oldukça geniş ve çeşitli bir temele yayıldığını göstermektedir. Ancak tüm bu çabalara rağmen, iklim değişikliği meselesinin ana muhatabı olan devletler ya da hükümetler; birçok görüşe göre yeterli önlemleri almamakla itham edilmektedir. Özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki fosil yakıt kullanımında yeterli azalmaya gidilmediği gözlemlenmektedir. Devletlerin karbon salınımını azaltmak için verdikleri vaatler tam olarak uygulansa bile, bunun iklim değişikliğine bağlı sorunların çözümünde yeterli sonuca ulaştırmayacağı belirtilmektedir.

Türkiye’de de TBMM Çevre Komisyonu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı gibi kurumlar iklim değişikliği ile ilgili çalışmalar yapmaya devam etmektedir. Türkiye’nin de küresel iklimde yaşanabilecek herhangi bir değişiklik karşısında, farklı bölgelerinde farklı açılardan oldukça yoğun şekilde etkilenebileceği öngörülmektedir.

Genel Değerlendirme ve Sonuç

    Tüm dünyada günlük siyasetin gölgesinde kalan iklim değişikliği meselesi; acil önlemler alınmaya başlanması gereken “gerçek” bir sorun olduğunu, yapılan araştırmalarla daha net şekilde gözler önüne sermiştir. Endüstri devriminden bu yana; dünyada karbondioksit salınımının artmasıyla birlikte görülen ısınma- yaklaşık 0.7 derece olarak ölçülmüştür- iklim değişikliğinin en önemli kanıtı niteliğindedir. İklim değişikliğinin olası sonuçları arasında gösterilen; tatlı su kaynaklarında azalma, sel, fırtına vb. doğa olaylarındaki artış gibi durumlar birçok bitki ve hayvan türünün neslini yok olmakla tehdit etmektedir. Ayrıca Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, sıtma ve yetersiz beslenme gibi nedenlerle milyonlarca insan ölümle yüz yüze gelmeye başlayacaktır.

Çevre alanında yapılan hemen hemen tüm araştırmalar; iklim değişikliği ve diğer çevre sorunlarının, birebir insan hayatını etkileyecek sonuçlar doğuracağını öngörmektedir. Tüm bunlar göz önüne alındığında özellikle iklim değişikliği meselesinin; hem sosyal hem de politik olarak üzerinde durulması elzem olan, ciddi bir mesele olarak görülmesi ve bununla ilgili sonuç verici çalışma ve düzenlemeler yapılması gerekmektedir.

Leylanur TAÇYILDIZ

KAYNAKÇA

Leylanur TAÇYILDIZ

Leylanur TAÇYILDIZ

Yorumlar

Yorum Yapın! Yorumlarınız bizim için önemli bir yorum yapın!

Yorum Yapın!

Bilgileriniz Güvende! Mail adresiniz ve kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. *