Oryantalizm ve Batı’nın “Ben” Algısı Üzerine
14 Mart 2017
İbrahim SAKIN (3 Yazı)
0 Yorum
Paylaşın!

Oryantalizm ve Batı’nın “Ben” Algısı Üzerine

    Belki de medeniyetlerin ilk ortaya çıkışından beridir var olan bir olgu olarak “sen ve ben” ilişkisi; ister sosyal ister politik ister ekonomik manada ele alınsın asıl olarak karşımızdakinden yola çıkarak kendimizi tanıtmamız ve tanımamız gerçeğini ortaya koyar. Tam da bu noktadan yola çıkarak günümüz “Doğu-Batı” karşıtlığına veri olan “Oryantalizm”i kısaca açıklayabiliriz.  Oryantalizm genel hatlarıyla 17. Ve 18.yy da ortaya çıkmış bir “olgu”dur. Bu olgu bütünü Batı’dan olup Doğu’da ister filoloji alanında ister tarih alanında ister sosyoloji alanında çalışma yapan bilim insanlarının tümünü kapsayan bir yapıdır.

Bize “muasır medeniyetler seviyesine çıkmalıyız” dedirten Batı; 17. Ve 18. Yüzyılda kendisinde biriken bu bilgiyi 19. Yüzyılda geçirdiği “Aydınlanma” ile bağdaştırarak yeni bir inşa sürecine girişmiştir. Zira Yusuf Kaplan’ın da bahsettiği gibi Aydınlanma ile birlikte gelen Tanrı algısının yok edilmesi, insan kavramının ya da “ben” algısının yerini yüceltmiştir. Zira bu algı ile inşa edilen “Batı Dünyası” algısı kendinden gayrı tüm medeniyetleri hakir görme olarak kendini göstermiştir.

Tarihsel olarak buradan Oryantalizmin olgusal bir yapıdan ideolojik bir yapıya geçtiğini görüyoruz. Peki, bu olgusal yapı Aydınlanmadan neredeyse iki yüzyıl önce biriken bu olgusal bilgiyi nasıl yorumladı? Oryantalizmin doğasını anlamak adına ilk başta bunu anlamamız gerekir.

Aydınlanmadan önceki dönemde Batı’nın elindeki bilgi her yönüyle bilimsel bir bilgi olarak tasvir edilebilir. Zira bu günkü ifadeleriyle sosyologlar ya da siyasi görevlilerden daha çok filologlar Doğu’ya hâkim bir şekilde Batı’ya dönüyorlardı. Bu döneme ait birçok eser de vermişlerdir. Edinilen bu filolojiye ait bilgi en çok da ticarette kullanılıyordu. Tabii ki bu bilgilerin pozitif bilimlerde kullanılmasını da bir yana atamayız. Ki zaten o gün için Batı’nın bu bilgileri sahiplenme gibi bir iddiası yoktu. “cebir, algoritma, kimya” gibi sözcüklerin Doğu menşeli olduğunu kabul etmektedirler.

Aydınlanma ile birlikte Batı medeniyetinde değişen ilk değerler dizisi “Tanrı varlığının ben varlığının ardında kalması” olmuştur. Bunun sonucudur ki Batı yeniden bir kendini tanımlama sürecine girmiştir. Pozitif bilimlerin önem kazanması, kilisenin önemsizleş(tiril)mesi gibi basit görülen ama dünya algısının değişmesine neden olan olaylar zinciri, bir bakıma tanımlanan “o varsa ben yokum” ideolojisi, Batı’ya yeni bir sistem kazandırmıştır.

Aydınlanma sonrası dönemde gerek kişisel manada bilginler, gerek siyaset yapıcıları, Doğu’dan edinilmiş bu bilgileri oluşan düşünce sistemlerinden süzerek bir ideolojik duvar oluşturmuşlardır. Farklı kültürlerden oluşan Doğu’yu olduğu gibi kabul etmek yerine kendilerinden farklı olan bu kültürleri kendilerine benzetmeye yahut hükmetmeye çalışmışlardır. Ekonomik yönden daha acımasız olan yeni sistemlerinin ve güç odaklı olan zihinsel dünyalarının “öteki” coğrafyalara yansımaları onları sömürge sunucuna ulaştırmıştır.

Bu durumun ideolojiye dönüşmesi, şahsi düşüncem adına politika yapıcılar vasıtası ile olmuştur. Çeşitli yollarla elde edilen bilgilerin maalesef ki acımasızca kullanılıp Doğu’nun sözde ilerlemesi için kullanımı askeri ve ticari faaliyetleri harekete geçirmiştir. Politika yapıcılara bu “suçu” yüklüyorum. Çünkü kendimizden yola çıkarak – Türkiye’deki Batı algısı; her ne kadar onların bilgisine sahipsek de halk nezdinde herhangi faaliyete girişilmemesi buna örnektir- bu sonuca kolayca varabiliriz.

Oryantalizmin en büyük örneği olan İngiltere; özellikle Aydınlanma ve devrim sonrasındaki meclis vb. kurumlar halk adına bu kararları alıp uygulamıştır. Gerektiğinde askeri kuvvetleri yönlendirenler de yine bu politika yapıcılardır. Aynı örneği Fransa için de kullanabiliriz. Çünkü genel manada Batı olarak kastedilen Avrupa halkları tarih sahnesinde aynı oyunları oynamışlardır.

Yukarıdaki örnekler haricinde Amerika Birleşik Devletleri’ni de bu gruba dâhil edebilir miyiz bu tartışılır. Lakin son dönem olayları gösteriyor ki üçüncü dalga sömürge olarak nitelendirilen bağımsızlık sonrası uzaktan sömürge hareketlerinde ABD’yi de görmekteyiz. Özellikle askeri harekâtlar konusunda ve ekonomik verilerin kullanımı konusunda birçok ülkenin kaynağında söz sahibidir.

Batı, I.Dünya Savaşı’nda da çeşitli şekillerde Oryantalistlerden faydalanmıştır. Bunun Türkiye açısından en somut Örneği Lawrence’tır. Lawrence; I.Dünya Savaşı’nda çeşitli Arap kabileleri ile temaslar kurmuş, onları İngiltere tarafına çekmiş ve savaşta Osmanlı’nın mağlubiyet almasına neden olmuştur.

Oryantalizmin bu gününe baktığımızda ise gördüğümüz şey, Batı’nın kendine yaptığı Doğu açıklamasından doğan bir Batı algısıdır. İster Afrika’da Somali’de yaşayıp yapılan müdahalelerin sömürü için yapıldığını düşünen herhangi biri olsun, ister Türkiye’nin ortasında yaşayan bir vatandaş olsun Batı’nın kendini yüksekte gördüğü, çıkarları için her şeyi yapmaya hazır olduğu algısının içindedir. Batı’nın düşünülen durum içinde olup olmayışı bir yana Batı’nın kendi kendine Doğu’da oluşturduğu algı (belki Marks’ın teorisi kadar uzak olsa da ) ileriki zamanda Doğu olarak tasvir edilen toprakların siyasi manada birleşmesine ve Batı medeniyetinin gerçekten karşısına çıkmasına vesile olacaktır.

Neticede Batı, elinde olan bilgilerle tabiri yerindeyse ayna oluşturup kendini tanımaya çalışmaktansa sürekli dışarıya bakıp dış dünyanın “değil”leri ile kendini tanımlamıştır.  Oryantalizm ise Batı’nın bu algıyı oluştururken ister kendi iç dinamiklerinde ister dış sahada olsun en büyük yardımcısı hatta veri sağlayıcısı durumunda olmuştur. Bu gün Batılı devletlerin birçok Doğu topraklarında araştırmacıları mevcuttur. Ve Batı, kendi oluşturduğu bilgi dağarcığından dolayı Doğu’dan gelen güneşin ışıklarından, kıpırdanmalarından korkmaktadır.

İbrahim SAKIN

KAYNAKÇA 

  • Çaycı Ahmet, Oryantalizm Oksidentalizm ve Sanat, İnsan Yayınları,2015
  • Kalın İbrahim, Ben, Öteki ve Ötesi, İnsan Yayınları, 2016
  • Said Edward, Şarkiyatçılık, Metis Yayınları,1999
  • Gökkır Bilal, İslam Araştırmaları ve Oryantalizm, İFAV, 2016
  • Gökmen Mahmut, Batı Medyasının Ortadoğu Tasavvuru, İlke Yayınevi, 2012
  • https://www.youtube.com/watch?v=5V1eP-PVJbQ
  • https://www.youtube.com/watch?v=BHKUbEvwcbA
İbrahim SAKIN

İbrahim SAKIN

Genç İDSB Ülke Masaları projesi kapsamında çalışmalarını sürdüren İbrahim Sakin, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümü’nde eğitimine devam etmektedir. Ülke Masaları, Afrika bölgesinde görevine devam etmektedir. Ayrıca Afrika Boynuzu ve Oryantalizm üzerine çalışmalar yapmaktadır.

Yorumlar

Yorum Yapın! Yorumlarınız bizim için önemli bir yorum yapın!

Yorum Yapın!

Bilgileriniz Güvende! Mail adresiniz ve kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. *