Orta Afrika Cumhuriyeti Özelinde Afrika’da Güvenlik Problemi
30 Ocak 2017
Ahmet ZENGİN (3 Yazı)
0 Yorum
Paylaşın!

Orta Afrika Cumhuriyeti Özelinde Afrika’da Güvenlik Problemi

  Afrika deyince aklımıza gelen şeyleri sıraladığımızda maalesef bunların açlık, fakirlik, ölüm, mültecilik sorunları ve daha bunun gibi birçok olumsuz durum ve koşulların gelmesi, uluslar arası sistemin Afrika’da içine girdiği bu grift durumu gözler önüne sermektedir. Yeterli kaynağımız, paramız, ilacımız ve temel geçim malzemelerini sağlayacak kadar besin stoklarımız olduğu halde, global sistemin adaletsiz gelir dağılımı ve aç gözlü politikaları nedeniyle bugün Afrika, güvenlik probleminin başını çektiği birçok ciddi insani sorunla boğuşmaktadır. Belki de en büyük problem olan halkın güvenlik ihtiyacı, Afrikalılar için yemekten daha ziyade mühim bir ihtiyaç haline gelmiştir.1945 ile 1995 arasındaki dönemde meydana gelen 186 silahlı çatışmanın 48’inin Afrika’da olması ve bu çatışmaların, 160 milyonluk kıtada 6 milyon kişinin ölümüne sebebiyet vermesi ise bunun nedenini açıklar mahiyettedir .[1] Yine yapılan araştırmalara göre her 5 Afrikalıdan biri silahlı şiddete maruz kalmaktadır.[2]

Afrika’daki çatışmaların analizi, kıtada farklı türden çatışmaların yaşandığını göstermektedir. Bunlar; bir hükûmet ile hükûmet dışı taraf arasında (intrastate) çatışma, bir hükûmet ile hükûmet dışı taraf arasında yabancı dahli olan çatışma (conflict, intrastate with foreign involvement), devlet dışı çatışma (non-state conflict), devletler arası (interstate) çatışma, devlet sistemi dışındaki bir bölge için çatışma (extra-systemic conflict) olarak ifade edilebilir.[3]

Orta Afrika Krizi

        Geçtiğimiz son 2 yılda OAC’de çıkan çatışmalar ve bu çatışmalarla uzaktan yakından alakası olmayan insanların yaşadığı dramdan daha vahim bir durum, bölgede kuvveti hissedilen devletlerin ve diğer dünya devletlerinin bu katliamlara ve insanlık trajedisine seyirci kalmasıdır. Özellikle bölgenin eski sömürgecisi olan Fransa’nın bu olaylara sadece kendi parasal kaynaklarını korumaya alarak ve yalnız katliama maruz kalan tarafın silahlarını toplatması ve kendilerini savunamaz hale getirmesi, katliamı yapan taraflara açık bir destekten başka bir şey olmadığını gözler önüne sermektedir.

       OAC’de yaşanan bunca probleme tarihsel süreci göz önüne alarak baktığımızda, ülkenin yaşadığı onca darbe ve isyanların sonucu olan çatışma ortamları halkın kendi içinde bir güvensizlik ve bir başka grubun yada dine inanan insanlara karşı hoşnutsuzluk ve de tedirginlik baş göstermiştir. Nitekim OAC’nin eski başkanı olan Bozize’ye karşı başlatılan ve çoğunluğunu müslümanların oluşturduğu Seleka örgütünün isyan hareketiyle ülkede eskiden daha beter bir güvenlik problemi oluşmuştur. Selekanın yönetimi ele geçirmesiyle beraber kendi komutanlarından Michael Djotodia’yı devlet başkanlığına getirmişti.

Fakat Djotodia’nın müslüman olduğu ortaya çıkınca, müslüman birisinin idaresini kabul edemeyeceğini söyleyen Balaka ve Anti-Balaka adlı iki katliam örgütü türemişti. Bunlar kendilerini hristiyan milisler olarak göstererek önlerine gelen her müslümanı çocuk, yaşlı, kadın demeden sokak ortasında vahşice öldürmeye ve müslümanların yaşadığı bölgelerden göçe zorlamışlardır. Bununla birlikte kimlerden yada kaç kişiden dahi oluştuğu bilinmeyen bir çetenin geçtiğimiz günlerde OAC ordusuna, Birao kentini terk etmesi yönünde verdiği ültimatom sonucu ordu, kenti terketmişti. Bu durum dahi ülkedeki güvenlik boşluğunun ne kadar derin olduğunu bize göstermektedir.

     Bütün bunlar incelediğinde OAC, sömürgecilik ve global adaletsizlik sisteminin bir tezahürü olarak, Afrika’daki güvenlik sorunun genel bir özeti şeklinde karşımıza çıkmaktadır. OAC’de yaşanan bu katliam Afrika’da ilk kez olmuş bir şey değil. Afrika’da yaşanmış iç savaşların en kanlılarından olan, 1967-70 arasında Nijerya’daki Biafra savaşında 2 milyona yakın insan hayatını kaybetmiştir[4] Yine Ruanda katliamlarında yüz gün içinde 800.000 kişi katledilmişti ve OAC’de de karşımıza çıkan Fransa, soykırımı gerçekleştiren Hutu hükümetinin o dönem içerisinde en yakın dostu ve destekçisi olması sebebiyle Ruanda Soykırımı’ndan en fazla sorumlu tutulan ülkedir.[5] Eğer eğitim, barınma, yiyecek, temiz su kaynakları ve daha birçok konuda ciddi manada bir iyileşme bekliyorsak, ilk önce Afrika’da süregelen bu güvenlik boşluğunu ve güvensizlik ortamını gidermemiz gerekmektedir.

Bugün Afrika, çözülmeyi bekleyen ve çözüldüğü takdirde son iki asırdır yaşadığımız ve çok yakın bir gelecekte daha şiddetli bir şekilde yaşamayı beklediğimiz insanlık krizini atlatmak için dünya devletlerinin önündeki tek çaredir. Aksi takdirde Afrika gibi, tüm insanlığın gönülleri de merhametten, hoşgörüden ve paylaşmadan kuraklaşıp, kendi ekseninde dönmeye devam edecektir. Bu ise çokta uzak olmayan bir gelecekte dünyada önü alınamaz problemlere yol açacaktır.

KAYNAKÇA

  • Afrika’da Barış ve Güvenlik Sorunu:Afrika Birliği Saldırmazlık ve Ortak SavunmaPaktı: Büyükelçi(E)Doç.Dr.Ali Engin OBA
  • Georges Berghezan,Trafıcs d’armes vers l’Afrique, Bruxelles, 2002, s.5
  • Afrika’da Barış ve Güvenliğin İnşasında Kıtasal Yaklaşım: Afrika Barış ve Güvenlik Mimarisi: Soner Sarıgül & İbrahim Arslan
  • Ibid
  • Pehlivanoğlu Işıl. Assia Djebar’ın L’amour, la Fantasia ve la Disparition de la Langue Française Başlıklı Romanlarında Sömürgecilik Ekseninde Dil ve Kimlik. T.C. Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Batı Dilleri ve Edebiyatları (Fransız Dili ve Edebiyatı) Anabilim Dalı. 2010.

Ahmet ZENGİN

Ahmet ZENGİN

Ahmet ZENGİN

Yorumlar

Yorum Yapın! Yorumlarınız bizim için önemli bir yorum yapın!

Yorum Yapın!

Bilgileriniz Güvende! Mail adresiniz ve kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. *