Bağımsızlıktan Özerkliğe Bask ve Katalonya
27 Ocak 2017
Yusuf Said ERDOĞAN (2 Yazı)
0 Yorum
Paylaşın!

Bağımsızlıktan Özerkliğe Bask ve Katalonya

Anayasal sürece geçiş dönemi çok uzak olmayan İspanya 09.11.2014 tarihinde “İspanyol ulusu” açısından tarihi öneme sahip bir günü geride bırakmıştır. Bu tarihi fakat illegal oylama sürecinin yapım safhasına gelmeden Katalonların nasıl bu aşamaya geldikleri ve bu aşamaya gelme potansiyeli olan Bask bölgesini böyle bir oylamaya itecek nedenlerin nasıl ortaya çıktıklarını anlamak sorunun günümüzdeki boyutlarına ulaşmasını idrak etme açısından büyük bir önem arz etmektedir.
Tarihi boyunca Ġslam medeniyeti için çok büyük önem teşkil eden Endülüs(Andulicia) medeniyetini barındırmış olan ve ardından bu bölgeden Müslümanların göç ettirilmesinden sonra Hristiyan dünyası tarafından Hispanian olarak ifade edilen medeniyet gibi nice medeniyet ve kavmi bünyesinde barındırmış olan İspanya, tarihten günümüze değin birçok problemlerle karşı karşıya kalmıştır. Öncesinde 1936 İspanya iç savaşı, sonrasında Franco’nun benimsediği ağır yönetim biçimi ve uyguladığı baskıcı politikalar, daha sonrasında ETA ve GAL gibi terör örgütleri ile karşılaşmış ve son olarak günümüzde de egemenlik sınırı bakımından ayrılıkçı hareketler sorunu ile karşı karşıya kalmıştır. Karşılaştıkları problemlerden sonraki süreçleri iyi değerlendiren Ġspanya günümüze dek tarihinde yaşamış olduğu hadiselerle yüzleşme fırsatlarını da kaçırmamıştır. 1936 iç savaşını kazanan Franco, sonrasında benimsediği ağır yönetim biçimi ve uyguladığı baskıcı politikalar neticesinde birçok sorunun bu dönemde kökselleşmesine yol açmıştır. Bu dönemle Ġspanya, Franco’nun ölümünden anayasanın yapımına kadar olan geçiş dönemi süresinde tüm milletlerin yapım aşamasına katıldığı 1978 tarihli Anayasası sayesinde yüzleşmiştir. Franco döneminin ortalarında (1959 yılında) kurulan ve sonrasında faaliyetleri kuruluş amacının dışına çıkarak terör örgütüne dönüşen ETA ile sorunlarını yakın döneme kadar devam eden süreçte çözüme kavuşturmuştur. Günümüzde ise Avrupa’da dalgalar halinde yayılan ayrılıkçı hareketler furyası ile karşı karşıya kalmıştır. Esasen Ġspanya’nın günümüzde karşılaştığı bu ayrılıkçı hareketlerin temeli yaklaşık bir yüzyıl öncesine kadar dayanmaktadır. Otoritenin merkezileşmesi, benimsenen ağır yönetim biçimi ve uygulanan baskıcı politikalara bir de ulusların milliyetçi bir akım olması etkeni eklendiğinde sorun günümüzdeki boyutlara kadar ilerlemiştir. Kuşku yoktur ki yüzyıllar boyu bağımsız yaşayan milletler otoritenin merkezileşmesi ile muhakkak bir tepki gösterecektir.

Dolayısıyla bu ayrılıkçı hareketlerin ortaya çıkma dönemi olarak otoritenin merkezileştiği/merkezileşmeye başladığı dönemler örnek olarak gösterilebilmektedir. İspanya özelinde bu ayrılıkçı hareketleri değerlendirdiğimizde yüzyıllar boyunca bağımsız yaşayan milletlerin otoritenin merkezileşmesi etkisine verdikleri bir tepki olarak görsek yanılmış olmayız. Nitekim otoritenin merkezileşmesi ile beraber bu uluslar bir takım devlet yetkilerini merkeze devretmek durumunda kalmışlardır. Dolayısıyla daha öncesinden bağımsız olarak kullandığı yetkileri merkeze devrettikten sonra, bu yetkileri bağımsız olarak kullanamayacağı başka bir deyişle merkeze bağlı kullanmasına karşı milliyetçi ulusların tekrar yetkilerini bağımsız olarak kullanmasını istemeye yönelik verilen tepkilerdir. Ġspanya’daki tüm bu ayrılıkçı hareketlerin önüne geçen yegâne etken olarak 1978 yılında yürürlüğe giren Anayasa gösterilebilmektedir.
Günümüzde Ġspanya’da ayrılıkçı hareketlerin seslerinin bu kadar yüksek çıkmasının temel etkenlerine baktığımızda otoritenin merkezileşmesi, uygulanan ret ve inkâr politikaları ve ekonomik nedenler olmak üzere başlıca üç ana nedeninin olduğunu görmekteyiz. Özellikle yüzyıllar boyunca bağımsız olarak yaşamış milliyetçi kimlikteki toplulukların bağımsızlıkları ellerinden alınarak özerk bölgelere dönüşmesi bu bölgeler için kabul edilebilir bir durum olmadığı açıkça anlaşılabilmektedir. Nitekim uzun yıllar bağımsız olarak egemenlik yetkisini kullanan Bask ve Katalonya bölgeleri otoritenin merkezileşmesi ile yetkilerinin kısıtlanmasına yönelik bir tepki göstererek yeniden bağımsız bir şekilde egemenlik yetkisini kullanabilmeyi arzulamaktadırlar. Otoritenin merkezileşmesi kavramı altında milliyetçilik unsurunu da düşündüğümüzde, özellikle milliyetçi karakteristik yapısına sahip olan topluluklar için egemenlik yetkilerinin tahdit altına alınmasının nasıl bir anlam ifade ettiğini çıkarmak çok da güç değildir.
Ġspanya’da ayrılıkçı hareketlerin temeline inildiğinde görülen ikinci neden ise uygulanan ret ve inkâr politikalarıdır. Bir topluluktan veyahut halktan kendi milli, manevi değerlerini ayaklar altına alıp sistemin gerektirdiği şekilde davranmalarını istemek -başka bir deyişle onlara karşı bir dayatmada bulunmak- zamanla dönen çarkın işlevini tam olarak yapamamasını sağlamaktan öteye gidememektedir. Bir ulusu ulus yapan unsurları o ulusun zenginlikleri olarak görmek yerine zenginliklerini ortadan kaldırmaya yönelik politikalar benimsemek dalgalar halinde büyüyen tehlikenin ilk izleri olmaktadır. Örneğin Franco döneminde Basklara yönelik uygulanan politikalar tahribi gerçek manada olgunlaştırarak, sorunu adeta kökselleştirmiştir. Özellikle bu dönemde uygulanan politikalar ETA gibi bir örgütün kurulmasına yol açmıştır. Başta Baskların kendi milli, manevi değerlerinin

korunmasına yönelik çalışmaları kendisine amaç edinen örgüt sonrasında faaliyetleri bakımından kuruluş amacının dışına çıkan bir terör örgütü olmuştur. 1978 Anayasası neticesinde Ġspanya’da mevcut bölgelerden biri olan Basklar için daha geniş bir özerklik hakkı tanınmıştır. “Basklara “Gernika Statüsü” adı verilen özerklik statüsü kapsamında yüksek derecede mali özerklik, vergilerle ilgili düzenleme yapabilme ve vergi toplayabilme, polis gücü oluşturabilme, Bask radyosu ve televizyonu kurabilme, özerk eğitim sistemi ve özerk sağlık sistemi olduğu görülecektir.”[1] Bu statüyle birlikte ulusal güvenlik ve dış politika haricindeki bütün konularda Bask Özerk Parlamentosu yetkili hale gelmiştir.[2] “Bu özerkliğin verilmesindeki gerçek amaç ETA’nın uğruna mücadele verdiğini iddia ettiği konularda örgütü boşa çıkararak devletin alan kazanmasını ve örgütün alan kaybederek bitirilmesini sağlamaktı.”[3] Ġspanya’daki ayrılıkçı hareketlerin seslerinin bu kadar gür çıkmasının bir diğer nedeni ise son yıllarda yaşanan ekonomik gelişmelerdir. Özellikle 2008 yılında etkisini tüm dünyada gösteren kriz neticesinde birçok AB üyesi ülkelerde aktif hale geçen ayrılıkçı hareketler, Ġspanya’da da tekrar aktif hale gelmeye başlamıştır. Ġspanya’nın bu krizden en çok etkilenen ülkelerden biri olduğu düşünüldüğünde 2008 yılından günümüze değin bu hareketlerin nasıl bu boyutlara ulaşarak illegal oylama yapacak seviyeye geldiği daha kolay bir şekilde anlaşılabilecektir. Ekonomik açıdan zaten zor günler geçiren Ġspanya geçtiğimiz Kasım ayında Katalonya bölgesinde illegal bir referandumla karşı karşıya kalarak siyasi açıdan da zor bir süreci geride bırakmıştır. Yapılan bu referandumun yakın dönemdeki temel dinamiklerine baktığımızda Ġspanyol hükümeti ile Katalonya hükümeti arasında bir mali anlaşma üzerinde uzlaşılamaması neticesinde sorun daha da büyüyerek illegal bir referanduma dönüştüğü açık bir şekilde görülebilmektedir.
9 Kasım 2014 gününde yapılan illegal referandum gerek Katalanlar için gerekse de Ġspanyol ulusu için çok ciddi öneme sahip olmakla beraber ayrıca Katalanlar tarafından Ġspanya Bölgesel Devleti’ne verilen çok ciddi mesajları da bünyesinde barındırmaktadır. Katalan bölgesindeki ayrılıkçıların seslerinin bu kadar yüksek çıkması veya meselenin bu boyutlara ulaşmasındaki temel etkenlerin tarihsel olduğu kadar ekonomik bir süreci de bulunmaktadır.
Katalonya bölgesi ve Ġspanyol devleti arasında yeni bir mali anlaşma yapılması kararını Ġspanyol Başbakanı ile Katalonya başbakanının görüşmesi sonucunda Ġspanya Başbakanı Mariano Rajoy’un yeni bir mali anlaşma talebini reddetmesi üzerine Mas erken seçim kararını açıklamıştır. Bunun üzerine Mas’ın temsil ettiği CIU tekrar seçimlerden birinci

parti çıkmasına rağmen Katalon parlamentosunda, bir önceki seçimlere nazaran temsil oranı düşmüştür. Seçim sistemi nedeniyle tekrar iktidarını korumaya çalışan Mas, Cumhuriyetçi Solu (ERC) partisinin desteğini bağımsızlık referandumu yapılmak koşuluyla almış ve böylelikle temsil ettiği CIU’nun iktidarını korumuştur.
Bu gelişmeler üzerine Katalonya parlamentosu siyasi bağımsızlığının yanında hukuki bir bağımsızlık elde etmek amacıyla “Egemenlik Deklarasyonu” yayımlamıştır. Bu deklarasyonun meşru bir zeminde yürümesini sağlamak için Katalonya özerk yönetimi Ulusal Geçiş için Danışma Konseyi kurmuştur. Bu gelişmeyi olumlu karşılamayacağı öngörülen Ġspanyol Meclisi “Egemenlik Deklarasyonu” kararına ilişkin öneriyi reddederken, Ġspanyol Hükümeti de Anayasa Mahkemesi’ne bu deklarasyonun Ġspanyol Anayasasına aykırı olduğu gerekçesiyle itirazda bulunmuş ve Anayasa Mahkemesi tarafından Katalonya Meclisinin bu kararı otomatik olarak askıya alınmıştır. Katalanların referanduma gitme ısrarı sebebiyle Katalonya parlamentosu, referandumun ilan edilmesi için Ġspanyol meclisinden yetki isteme kararı almıştır. Ġspanya Anayasa Mahkemesi Ġspanya Hükümetinin başvurusunu haklı bularak “Egemenlik Deklarasyonu”nun anayasaya aykırı olması sebebiyle reddine karar verdiğini açıklamıştır. Ġspanyol Meclisi ise Katalonya’nın referandum yapılmasına yönelik yetki talebini reddetmiştir.
Bu gelişmeler üzerine bu referandumun legal yollardan yapılması yolunu arayan Mas, Katalan parlamentosunda kabul edilen yasayı dayanak göstererek Katalanları halk oylamasına çağıran kararı imzalamıştır. Bunun üzerine Ġspanyol hükümeti, halk oylaması yapılmasına dayanılan yasa ile birlikte Mas’ın Katalanları halk oylamasına çağıran kararını da Ġspanyol Anayasasına aykırı olduğunu gerekçe göstererek Anayasa Mahkemesine sunmuş ve Anayasa Mahkemesi de bu itirazlar üzerine hem yasayı hem de kararı askıya almıştır.
Bu gelişmeler üzerine legal yollardan yapılamayacak olan halkoylamasını Katalan yönetimi illegal yollardan halka götürerek, sürecin başından itibaren hedefledikleri meşru zeminde yapma gayesine ulaşamamışlardır. Tüm bu gelişmelere rağmen Katalonların bir kısmı 9 Kasım’da sandık başına giderek oy kullanmışlardır.
“Bölgesel Katalunya Parlamentosunda 9 Kasım 2014’de bağımsızlık referandumuna gidilmesini 28 “Hayır” oyuna karşın 106 “Evet” oyuyla kabul etti. Buna göre Katalunya halkına referandumda yöneltilecek iki şıklı sorunun ilkinde “Katalunya’nın bir devlet olmasını istiyor musun?” sorusu sorulup, buna “evet” cevabı verenler için “Bu devletin bağımsız olmasını istiyor musun?” sorusu yöneltilecekti.”[4]

“Bu illegal referanduma katılan 2,3 milyon kişinin %81’i her iki seçeneğe de evet derken; her iki seçeneğe de hayır diyenlerin oranı ise %4’te kalmıştır. Referanduma katılanların %10’u ise Katalonya’nın devlet olmasını istediğini belirtirken, bağımsız olmasını istemediğini ifade etmişlerdir. Ġllegal referanduma katılan seçmenlerden biri olan Gloria Porcell ise ailesinin güneydoğu Ġspanya’da bulunan Cordoba’da yaşadığını ve kolay bir seçim olmadığını ifade ederek her iki seçeneğe de evet oyu verdiğini söylemektedir.”[5] Öte yandan Ġspanya’da 6.5 milyon Katalan yaşamaktadır.[6] Referandumun sonucunda her ne kadar %81 evet-evet oyu çıksa dahi katılan Katalan seçmenden çok daha büyük bir kitlenin bu illegal referanduma katılmadığı görülmektedir. Dolayısıyla referanduma katılmayan büyük bir kitlenin olması ve onların kararlarının bilinmediği de dikkate alındığında Ġspanya’nın içinde bulunduğu karamsar ortamın bir süre daha devam edeceği anlaşılmaktadır.
Yapılan bu referandumun illegal olmasının nedenlerine baktığımızda Ġspanyol Anayasasının 2. Maddesinden kaynaklandığı görülmektedir. Bu maddeye göre, “Anayasa, Ġspanyol milletinin kopmaz birliğine, bütün Ġspanyolların bölünmez ve ortak vatan ilkelerine dayanır ve onun parçası olan milliyetlerin ve bölgelerin özerkliğini ve kendi aralarında dayanışmasını tanır ve teminat altına alır.” Bu madde hem üniter devletin vasıflarından olan bölünmez bütünlük ve ortak vatan ilkelerini öne çıkarırken hem de federal devletin vasıflarından olan bölgesel özerklik ve milliyetlere saygı ilkelerini sağlamaktadır. Dolayısıyla federal ve üniter devlet biçimleriyle benzerlik bulunmasına rağmen 1978 Anayasası ile benimsedikleri bölgesel devlet biçiminin bu iki devlet biçimi ile arasında belirli farklar da bulunmaktadır. Örneğin Ġspanya’da bulunan 17 bölgeden olan Bask ve Katalanların siyasi özerkliklerinin olması nedeniyle üniter devlet biçimi ile ayrılırken; yargı birliği olmasıyla da federal devlet biçiminden ayrılmaktadır. Dolayısıyla Katalon parlamentosunun talep ettikleri “Egemenlik Deklarasyonu”nun olumlu karşılanmasının varsayıldığında bu Ġspanya’nın benimsediği devlet biçimine aykırılık teşkil edecek ve federal sisteme doğru kaymasına neden olacaktır.
Tüm bu gelişmeler ışığında tarihi boyunca birçok zorlukla karşılan ve bu zorlukların üstesinden gelmeyi başaran Ġspanya, tekrar bünyesinde barındırdığı uluslarla beraber hareket ederek ayrılıkçı hareketler sorununun da üstesinden gelebileceği veya gelemeyeceği günümüzde belli olmayan konulardan biridir. Ġspanya’nın birlik olarak kalmasının devam etmesi için karşısında iki yol görünmektedir. Birinci yol Ġspanya’nın her bölgesinin birlikte ekonomik kalkınmasına yönelik politikalar benimsenmesidir. Ġkinci yol ise bir Anayasa

değişikliği yaparak federal devlet biçimini benimsemesidir. Böylece hem ekonomik hem de siyasi anlamda Katalanların isteklerini karşılayabilecektir. Ekonomik olarak birlikte kalkınma politikasını benimsemesiyle Katalanların ekonomik sorunlarını karşılayacaktır. “Egemenlik Deklarasyonu” ile istenilen hukuki özerklik ise ancak federal devlet biçimine geçildiği takdirde Katalonların isteklerini karşılayabilecektir. Bu istekleri karşılama noktasında İspanyol hükümetinin hangi politikayı benimseyeceği merak konusudur. Ya da belirtilen ekonomik ve siyasi çözümlerin dışında üçüncü bir çözüm yolu bularak tarihinde karşılaştığı zorlukların çözümü gibi bu sorunu da çözecektir. Veyahut ayrılıkçı hareketlere bir çözüm bulamayacaklar ve bu sorun günden güne artarak devam edecektir.

KAYNAKÇA

“Demokratikleşme Yolundaki İspanya ve Bask Sorunu”, http://www.tuicakademi.org/index.php/kategoriler/avrupa/3103-demokratiklesme-yolundaki- ispanya-ve-bask-sorunu
“İSPANYA’NIN TERÖRLE MÜCADELESİ”,
http://utsam.org/images/upload/attachment/%C4%B0spanya%27n%C4%B1n%20Ter%C3%B 6rle%20M%C3%BCcadelesi.pdf
“Katalonya’nın bağımsızlık hayali gün gün büyüdü“ http://www.aa.com.tr/tr/dunya/415469–bagimsizlik-yanlisi-girisimler-ispanyanin-en-buyuk- sorunu Anadolu Ajansı.
Öğüt, Özcan; “KATALUNYA’NIN BAĞIMSIZLIK
RÜYASI”,http://politikaakademisi.org/katalunyanin-bagimsizlik-ruyasi/
[1]UTSAM,ĠSPANYA’NIN TERÖRLE MÜCADELESĠ,
http://utsam.org/images/upload/attachment/%C4%B0spanya%27n%C4%B1n%20Ter%C3%B 6rle%20M%C3%BCcadelesi.pdf
[2]Çökmez, Fatma Gül; “BASK BÖLGESĠ: Etnik Milliyetçiliğin Tarihsel Gelişimi Ve Ġspanya’daki Devlet Politikalarının Etkisi”, http://www.onlinedergi.com/MakaleDosyalari/51/PDF2008_1_20.pdf
Bal Ġhsan/Süleyman Özeren; Dünyadan Örneklerle Terörle Mücadele, USAK Yayınları, 3. Baskı, Ankara 2010, s.319.

“Parlament, 2014″, http://www.parlament.cat/web/actualitat/noticies?p_id=157690862 Aktaran: Öğüt, Özcan; “KATALUNYA’NIN BAĞIMSIZLIK RÜYASI”, 30.10.2014
“Catalonia’s independence vote Yes and no”, The Economist, 10.11.2014. http://www.economist.com/blogs/charlemagne/2014/11/catalonias-independence- vote?zid=307&ah=5e80419d1bc9821ebe173f4f0f060a07
“KATALANLAR KATALONYA (ĠSPANYA-FRANSA), http://www.kurultayhaber.com/katalanlar/, (10.11.2014).ğa

Yusuf Said ERDOĞAN

Yusuf Said ERDOĞAN

Yusuf Said ERDOĞAN

Yorumlar

Yorum Yapın! Yorumlarınız bizim için önemli bir yorum yapın!

Yorum Yapın!

Bilgileriniz Güvende! Mail adresiniz ve kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. *