Akdeniz’de Enerji Oyunları
22 Ocak 2017
Ahmet Can DEMİREL (3 Yazı)
0 Yorum
Paylaşın!

Akdeniz’de Enerji Oyunları

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Doğu Akdeniz’de doğal gaz yatakları keşfetmesi Kıbrıs sorununu çok farklı boyutlara taşıdı. 2003 yılında Rum kesiminin Mısır ile yaptığı Doğu Akdeniz’de petrol ve doğalgaz araştırması için imzaladığı anlaşma ile gündeme gelen ada etrafındaki gaz ve petrol rezervleri günümüzde Türkiye ve Yunanistan-Rum kesimi arasında büyük gerginliklere sebep olmaktadır. Bu konuya Mısır ve İsrail’in dâhil olmasıyla Doğu Akdeniz’deki gerginlik daha da tırmanmıştır.
2011 yılında Amerikan Noble Energy şirketinin, Günay Kıbrıs’ın kendine göre belirlediği münhasır ekonomik bölge içinde yaptığı sondajlarda bu bölge içinde 15 milyar metreküp doğal gaz rezervi olduğunu keşfetmiştir.[1] Bu bölgede bulunan zengin doğal gaz kaynaklarının 2018 yılında çıkarılması planlanıyor. Ancak Rum kesimi bu kaynakları tek başına çıkartmayacak. Bu konuda en büyük ortakları ABD, İsrail ve Mısır. 2009 yılında Kıbrıs adası açıklarında bir Amerikan şirketinin petrol aramalarına başlayacağını haberine KKTC kanadından sert bir kınama gelmişti. Aynı şekilde Türkiye’de Akdeniz’de bir petrol arama olacaksa buna Türkiye’nin de dâhil olması gerektiğini savundu. 2010 yılında İsrail ve Rum yönetimi arasında sözde münhasır ekonomik bölge sınırlarını belirleyen bir anlaşma imzalandı. Bunun sonucu olarak Rum yönetimi Doğu Akdeniz’de İsrail ile ortak olarak petrol aramaları yapabilecek ve bulduğu kaynakları, doğalgaz ve petrolünün %38’ini Rusya’dan ithal eden ve Ukrayna krizinden dolayı Rus gazını boykot ettiği için enerji konusunda büyük sorunlar yaşayan AB ülkelerine ulaştıracak. Bu süreçte sözde MEB ilan ederek de Türkiye’nin bu sularda bir hak talep etmesini engelleyerek saf dışı bırakmak istemişlerdir. Ancak Türkiye bu girişime karşı tepkisini sert bir şekilde göstermiştir.
Kıbrıs Rum Yönetimi’nin arkasına saklandığı Münhasır Ekonomik Bölge 10 Aralık 1982 yılında 3. Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesinde ortaya çıkmıştır ve tanım olarak münhasır ekonomik bölge, kıyı devletine karasuları esas hattından başlayarak 200 mil(370km) genişlikteki deniz alanında kalan su tabakası ile deniz yatağı ve onun toprak altında münhasır ekonomik haklar ve yetkiler tanıyan deniz alanı olarak adlandırılır.[2] İşte GKRY MEB’i kullanarak 2004 yılında Doğu Akdeniz’i 12 parsele bölerek MEB ilan etmiştir ve bu kapsamda Mısır ve İsrail ile bir anlaşma yapmıştır. Buna bir misilleme olarak KKTC’de Akdeniz’de MEB ilan etmiştir ve buraların sondaj ruhsatlarını TPAO’ya vermiştir. İşte sorun

tamda burada başlıyor. Çünkü GKRY ve KKTC’nin ilan ettiği MEB sahaları tam 7 parselde çakışıyor. Bu çakışan bölgeler içinde 12. parsel en büyük sorunun doğduğu yer. Çünkü buranın sondaj ihalesinin verildiği Noble Energy firmasının üst düzey bir yetkilisinin verdiği bir demece göre 12. Parselde olan doğal gaz AB’nin yüz yıllık ihtiyacını giderecek kadar fazladır.[3] KKTC ve Türkiye’nin isteği ise bu bölgedeki doğalgaz ve petrol yataklarının ortak çıkartılması. Ancak Rum yönetimi MEB ilan ederken Türkiye ve KKTC ile herhangi bir görüşme yapmadan parselleri belirlemiştir ve yanına Yunanistan, İsrail ve Mısır gibi devletleri çekerek Türkiye’yi bu hak talebinden vazgeçirmeye zorlamak istemektedir. 12. parselde başlayan sondaj çalışmaları için İsrail’den sondaj çalışmalarını korumak için savaş gemisi göndermesi, İslam Konferansı Örgütü( İKÖ)’de Mısır darbeci Cumhurbaşkanı Sisi’nin KKTC’yi devlet olarak tanınmasına karşı çıkması Akdeniz’deki havayı daha da germektedir. Mavi Marmara olayı ile gerilen Türkiye-İsrail ilişkileri ise bu konu ile kopma noktasına gelmiştir.
Avrupa’nın almak zorunda olduğu ucuz Rus gazına alternatif arayışlarında bulunan AB için Akdeniz açıklarında bulunan bu rezervler bir hayli önem arz etmektedir. Türkiye’ye ve KKTC bu gazın çıkmasını engelleme niyetinde değil ancak bu gazı çıkartma konusunda Türk tarafının saf dışı bırakılmasına sert tepki göstermektedirler. Yakın zamanda imzalanan Türkiye-Rusya arasındaki enerji anlaşmaları sayesinde Türkiye, AB karşısında büyük bir koz elde etti. ABD’nin daha ucuz LNG üretme projeleri sonuç vermez ise AB doğal gaz ihtiyacını karşılayacak yeni kaynaklar bulmak zorunda kalacak ki bunlardan en önemlisi Doğu Akdeniz’de bulunan rezervlerdir. Rusya’nın Türkiye ile yaptığı anlaşma sonrasında Avrupa tarafından ziyaretlerin artması önümüzdeki günlerde enerji ile ilgili yeni gelişmelerin yaşanacağının göstergesi. Türkiye ise jeopolitik konumunun getirdiği avantajları kullanarak pastadan pay almak istiyor.
KAYNAKÇA

“İsrail’den G. Kıbrıs’a Destek”, Turquie Diplomatique, 15.12.2014, sayı:70

http://www.neu.edu.tr/docs/yrd_doc_dr_irfan_gunsel_doktora_tezi.pdf

http://www.sabah.com.tr/gundem/2011/09/21/kibris-petrol-icinde-mi-yuzuyor#

Ahmet Can DEMİREL

Ahmet Can DEMİREL

Ahmet Can DEMİREL

Yorumlar

Yorum Yapın! Yorumlarınız bizim için önemli bir yorum yapın!

Yorum Yapın!

Bilgileriniz Güvende! Mail adresiniz ve kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. *