Afrika’nın Sömürülmesine Makyavelist Bir Bakış
25 Ocak 2017
İbrahim SAKIN (3 Yazı)
0 Yorum
Paylaşın!

Afrika’nın Sömürülmesine Makyavelist Bir Bakış

Afrika’nın sömürge haline getirilmesi konusuna Makyavelist bir bakışla bakabilmemiz için öncelikle bu düşünceyi bilmemiz ve doğruluk ve yanlışlığını irdelememiz gerekmektedir. Bunun için öncelikle Makyavelist düşünceyi açıklamakta yarar görüyoruz.
Makyavelist bakış, XVI. Yüzyılda bu günkü İtalya sınırları içindeki Floransa ortaya çıkmıştır. İsmini de Floransalı düşünür Machiavelli’den alır. Machiavelli, Floransa’da doğmuş ve hayatını birleşik bir İtalya Krallığı için adamıştır. Bu süreçte yirmi altı yaşında “Onlar Kurulu” sekreterliği görevine atanır ve bu görevinde birçok ülkenin yöneticisi ile tanışma fırsatı bulur. Sonraki süreçte kötü giden kaderi Machiavelli’nin dünyaya ve yönetime bakış açısını oldukça kötü etkilemiştir.
Yazdığı ve tanınmasında en büyük etken olan “Hükümdar (İl Principe)” kitabında yöneticilerin ülkelerinin salahiyeti için nasıl olmaları gerektiğini anlatmıştır. Bu eser bir siyaset felsefesi çalışması değildir ve Machiavelli, “iyi yönetim nedir?”, “hangi yönetici meşrudur?”, “iktidar nedir?” gibi sorularla ilgilenmez. Onun sorduğu sorular, “düzen nasıl sağlanır?”, “ulusal bir ordu nasıl kurulur?”, “neden bir ulusal orduya ihtiyaç vardır?” biçimindeki sorulardır (Göze, 2000: 116). Machiavelli, bu sorulara verdiği cevaplarını geleneksel ahlak anlayışından ve Tanrı düşüncesinden soyutlayarak vermekte ve bu yönde “laik” özellikler taşıyan kavramlaştırmalara gitmektedir.[1] Fikrin bu kısmında anlıyoruz ki yazılan bu eserde ideal sisteme, insanların istediği yahut isteyebileceği sisteme, yönetime nasıl ulaşılmasından ziyade onların (tebaa) var olan düzenlerini nasıl korunması ile ilgilidir. Yönetici açısından bakarsak; tabiri caiz ise yöneticinin halka hizmetinden ziyade nasıl başının ağrımaması ile ilgilidir. Ki Hükümdar kitabında geçen “ Mademki hükümdar hayvan tarafından iyi kullanmayı bilmek zorundadır, bunlardan arlan ve tilkiyi seçmesi lazımdır; çünkü aslan tuzaklara karşı savunamaz, tilki de kurtlara karşı savunamaz. Bundan dolayı tuzakları tanımak için tilki olmak ve kurtları korkutmak için aslan olmak gerekir…”[2] İfadesi yöneticiye karşı oluşacak kuvvetlerin (halk iradesi bile olsa) bertaraf edilmesi gerektiği ile ilgilidir. Ayrıca Machiavelli düşüncesi, yönetim sınırlarının her zaman için bir bütünlük teşkil etmesi gerektiğini savunmuştur. Bu bütünlüğü bozabilecek herhangi bir şey yok edilmelidir.
Yukarıda Machiavelli’nin temel düşüncelerini açıkladığımızdan konunun Afrika’nın sömürülmesiyle olan bağlantılarından bahsedebiliriz. Afrika’nın sömürülmeye başlaması her ne kadar Machiavelli’nin doğumundan daha evvele dayansa da XVI. Yüzyılın temel iktisadi hayatında birçok krallık zor durumda olduğundan ve yeni keşiflerin (en büyük örneği pusula) sağladığı yarar ile Afrika kıtası keşfedilmiş, önce buradan sağlanabilecek temel iktisadi eşyalar (altın, gümüş, fildişi vb.) götürülmüştür. Daha sonraki zamanda bunların ekonomide meydana getirdiği enflasyonist hareketler sistemin daha da kötüye gitmesi sonucu kıtanın insan kaynağından yararlanılmaya başlanmıştı. Çünkü insan, diğer varlıklar gibi hemen paraya çevrilmiyordu ve daha fazla verim alınabiliyordu. Hem bu süre içinde zenginleşip kölelik yahut fakirlikten kurtulan kesim yerine yenisi konulmalıydı zira temel yaşam maddelerinin (tahıl maddeleri vs.) üretimi için daha fazla kişiye ihtiyaç duyuluyordu.
Birçok Batı ülkesinin yöneticisi ise -ki biz bunlara sömürgeci devletler diyoruz- Floransalı Sekreter’in (Machiavelli) düşüncesinden faydalanıp; ülkelerindeki halkın yaşamlarını sağlamak adına –aslen de halkın ya da üst kesimin birleşip hükümranlığını tehlikeye atmaması adına-  Afrika’dan getirilen ve köle olarak çalıştırılan insanlara göz yumdular hatta ve hatta buna destek oldular. Çünkü Machiavelli öğretisine göre hükümdarın ülkesinin çıkarları için yapacağı her şey mubahtı.
Batı düşüncesi ile bakacak olursak; “aşağıdan”[3] gelen insanların topraklarda çalıştırılması ve bu çalışma sonucunda hiçbir hak iddia edememeleri çok doğal bir şeydi. Çünkü Tanrı, onları beyazlara hizmet etmeleri için yaratmıştı.
Ve sonuç olarak Afrika yüzyıllar boyunca sömürüldü ve sömürülmekte. Zamanın değişmesi, sömürü sisteminin de değişmesine neden oldu ama bu Afrika’nın sömürüldüğü gerçeğini değiştirmedi ve değiştiremez. Önce askeri zorla (by the force) zenginlikleri çalınan kıta, sonra insanlarını kaybetti ve kaybedilen insanlar hiç de azımsanamayacak derecedeydi. Bu kayıp öyle sınırlara ulaştı ki köleliğin kaldırılıp halkının yönetime katıldığı batı ülkeleri Afrikalı insanların yönetimde söz sahibi olmaması için onları getirdikleri topraklara geri götürdüler. Ve sonrasında buranın zenginliklerinden mahrum kalmamak için “özgürlük, bağımsızlık” adı altında yöneticilerini, askeriyelerini ele geçirdiler. Bu gün Afrika kıtasında sömürgeci devletlere ait birçok askeri kuvvet bulunmaktadır. Ve bu, genelde Machiavelli düşüncesine, özelde ise Batı düşüncesine göre kötü değildir. Yöneticiler halklarının refahı için diğerlerini[4]pekâlâ alt edebilirler ve etmelidirler de. Machiavelli düşüncesinin yapıtaşında da olduğu gibi olması gerekenle ilgilenilmemelidir, olan durum değerlendirilip olacak olanı belirlemek daha cazip gelmektedir.
Batı düşünürleri dünden bu güne ne kadar Machiavelli’den etkilenmiştir tam manasıyla bilemiyoruz ama uyguladıkları siyasetin ve politikanın bu düşünceyle genel manasıyla örtüştüğü kesindir.
KAYNAKÇA
Ağaoğulları, Mehmet Ali, Batı’da Siyasal Düşünceler, İletişim Yayınları 2011,İstanbul
Kavas, Ahmet, Osmanlı-Afrika ilişkileri, Kitabevi Yayınları, 2013, İstanbul
Machiavelli, Niccolo, Hükümdar, Düşünene Adam yayınları, 1996
Yetkin, Çetin, Siyasal Düşünceler Tarihi Cilt II, Gürer Yayınları
Fanton, Franz, Siyah Deri Beyaz Maskeler, Sosyalist Yayınlar, 1996

[1] www.acikders.org  Modern Dönemde Siyasal Değişim: Niccolo Machiavelli
[2] Machiavelli, Hükümdar, Düşünen Adam Yayınları,1996

[3] “Aşağı” kelimesi burada hem coğrafi anlamda aşağıda olan hem de yaşanılan yüzyılda o coğrafya insanlarının değersiz olarak düşünülmesi dolayısı ile kullanılmıştır.
[4] “diğerlerinden” kasıt -özellikle Batı ülkeleri için- kendi ülke sınırları dışında yaşayan veyahut vatandaşları olmayan kişiler olarak algılanmalıdır. Onlar için bir Doğu insanı ne kadar aşağıda ise Afrika insanı da bir o kadar aşağıdadır.

İbrahim SAKIN

İbrahim SAKIN

Genç İDSB Ülke Masaları projesi kapsamında çalışmalarını sürdüren İbrahim Sakin, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümü’nde eğitimine devam etmektedir. Ülke Masaları, Afrika bölgesinde görevine devam etmektedir. Ayrıca Afrika Boynuzu ve Oryantalizm üzerine çalışmalar yapmaktadır.

Yorumlar

Yorum Yapın! Yorumlarınız bizim için önemli bir yorum yapın!

Yorum Yapın!

Bilgileriniz Güvende! Mail adresiniz ve kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. *